Yeni yılda yenilenin

Yazar: Ersin Yazıcı

Hepimiz yeni yıla yeni umut ve beklentiler ile giriyor, her şeyin bir önceki yıldan çok daha iyi geçmesini temenni ediyoruz. Peki, bunun için ne kadar çaba sarf ediyoruz? Yeni yılda iyi hissetmek ve mutlu olmak istiyorsak basit birkaç şeyi hayat tarzımıza dahil etmeliyiz.

1.Düzenli egzersiz ve spor yapın

Mutluluk hormonu olarak bilinen nörotransmitterler’den biri endorfindir. Endorfinler beynimizdeki kimyasal mesaj taşıyıcılarıdır. Ruhsal durumumuz ve duygularımızdan sorumludurlar. Stres, korku ve acı gibi uyarılara cevap vermektedirler.

Egzersiz ve sporun endorfin salgısını artırdığı bilimsel araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Özellikle yürümek, koşmak, yüzmek gibi egzersizler endorfin düzeyini yükseltmektedir. Maraton koşucularının yarışın sonlarına doğru hissettikleri öfori hali bunun bir ispatıdır.

Egzersiz sonrasında da endorfin salgılanmaktadır. Bu duruma en iyi örnek; sporcular arasında bilinen runner’s high terimidir.

Runner’s high, belirli bir yoğunlukta yapılan egzersiz sonrası hissedilen aşırı mutluluk halidir. Egzersiz boyunca, vücudun aerobik düzeyden anaerobik düzeye geçmesi runner’s high teriminin en iyi açıklamasıdır.

Bazı besinler de endorfin sağlayıcıdır. Yediklerimizin parçalanmasıyla da vücudumuz endorfin salgılamaya başlar. Endorfin düzeyinizi yüksek tutmak istiyorsanız, besinlerinizde B ve C vitaminleri ile demir ve çinkonun bol olmasına dikkat etmelisiniz. 

2.Hobilerinizi geliştirin

Hobiler, zihnimizin dinç kalması için önemli roller üslenmektedirler. Bir şeyler ürettiğimiz hobilerde yaratıcı düşünme yeteneğimiz ortaya çıkmakta, hiç bilmediğimiz bazı yeteneklerimizi keşfetmekteyiz. Hangi hobileri edinirsek edinelim, rahatlatıcı ve eğlendirici katkılarının yanında, bir de beyin egzersizi yapmış olduğumuzu unutmayalım.

“Hobilerin zekamızın gelişimine katkısı bulunur. Beynimizin bir kas olduğunu düşünürsek, o kası geliştirmek için düzenli olarak farklı entelektüel etkinliklerden oluşan ağırlıklar kaldırmamız gerekir. Yapılan bilimsel araştırmalar, beynimizi uyaran etkinlikler yapmamızın IQ seviyemizi arttırdığı sonucunu göstermektedir.”

Edindiğiniz hobiler sonucu sarf ettiğiniz efor, size fiziksel anlamda fayda sağlarken, aynı zamanda uzun süreli belleğinizi ve kavramsal (nesne tanıma) hafızanızı da geliştirmeye de destek olacaktır.

3.Planlı ve Düzenli Olun

Planlı bir yaşam biçimi, işlerimizi daha doğru ve düzenli bir şekilde yapmamızı sağlayacaktır. Planlı olmak; her hafta ve günümüzü belirli bir düzen içinde belirli bir kurallarla geçirmek ve yaşamaktır.

Planlı ve düzenli olmak, işlerimizde verimlilik sağlayacağı gibi, zamandan tasarruf ederek kendimize daha fazla zaman ayırmamızı da sağlayacaktır. Bu zamanları da kişisel gelişimlerimiz ve mutluluğumuz için tüketebiliriz.

Öncelik ve zaman planınızı iyi yapmalısınız. Odaklanma ve zamanı doğru kullanma konularında sorun yaşıyorsanız, dış destek alabilirsiniz. Bu konuda birçok kişisel gelişim kitapları bulunmaktadır. Örneğin, Nil Gün’ün ‘’1440 Dakika’’ adlı kitabı; zamana bakış açınıza, öncelik ve seçimlerinizi daha doğru yapmanıza katkı sağlayacak bir kitaptır.

4.Düşünce yapınızı geliştirin

Davranışlarımızı tamamen kontrol altına alabildiğimizde daha mutlu ve başarılı bir birey oluruz. Davranışlarımız bir sonuçtur. Bu sonuca ulaşmadan önce bazı aşamalardan geçmekteyiz. Sırası ile düşünce, duygu ve davranışlarımız bir bütün halindedir ve her biri diğerini tetiklemektedir. Olumsuz bir duygu durumu içerisinde olduğumuzu hissettiğimizde, aklımızdan geçen olumsuz düşünceler moralimizin daha da bozulmasına sebep olacaktır. Hayal kırıklığı, üzüntü, endişe, yalnızlık hissi, utanç, korku, öfke ve depresyon halleri başlıca olumsuz duygularımızdır. Bu olumsuz duygular ne denli yoğun ise o denli olumsuz davranışlar sergilememize sebep olacaktır. Bu durum çoğu zaman durumu düzeltmeye yarayacak yapıcı davranışlar yerine, canımızı sıkacak ve durumu bizim için daha da zorlaştıracak davranışlar içine girmemize sebep olacaktır. Olumsuz davranışlarımız maalesef olumsuz olayların başımıza gelmesine de neden olabilmektedir.

“Mevcut bir durum hakkında alternatif düşünceler geliştirmek ve düşünce yapınızı geliştirmek, aynı durumu daha gerçekçi değerlendirmeye ve yapıcı davranışlar üretmenize yardımcı olacaktır. Aslında bu, var olan durumun daha somut ve objektif bir değerlendirmesini yapmaktır.”

İknanın temel yapıtaşları

Eşinizle, arkadaşlarınızla, müşterilerinizle veya işyerinizdeki kişilerle zaman zaman fikirleriniz örtüşmüyor ve anlaşmazlıklar yaşıyor olabilirsiniz. Bu an, çatışma anı olarak adlandırılır. Çatışma; anlaşma olasılığımızın çok düşük olduğu durumlarda ortaya çıkan istek, amaç, fikir ve beklentilerin karşımızda bulunan kişiyle uyuşmamasıdır. Görüş ve beklentilerimizin karşımızdaki kişiyle uyuşmadığı zaman ne yaparız? Davranış şeklimiz ne olmalıdır?

Fikir, amaç ve beklentilerimizin tehdit edildiğini algılayan beynimiz yoğun stres, kaygı ve korku anlarında bizlere “savaş ya da kaç” mesajı vermektedir. Bu çatışma anlarından  kaçtığımız sürece sorunu halının altına süpürüyor ve bunları biriktiriyor olabiliriz. Sorunlar artınca da çözümü çok zor veya imkansız bir hale dönebilir. Bu yüzden çatışmaları yok sayıp kaçmaktansa onları karşımızdakini ikna ederek onlarla uzlaşmaya çalışmalıyız. Uzlaşma alanında ustalaşmak için ikna yeteneklerimizi geliştirmeliyiz. Psikologlar, sosyal bilimciler ve araştırmacılar ikna üzerine binlerce yıldır araştırma ve çalışmalar yapmaktalar. Bu alanda en eski ve ciddi çalışmalar MÖ 384-MÖ 323 yılları arasında yaşamış olan Aristoteles’e kadar uzanmaktadır. Aristoteles’in Retorik adlı çalışması, hitabet, insanları etkileme ve ikna edici konuşmaların nasıl yapılması gerektiği ile ilgili tarihteki ilk felsefi çalışmadır.

Günümüzde iletişim, etkileme ve ikna üzerine yapılan tüm çalışmaların kaynağı Aristoteles’in Retorik adlı çalışmasındaki ETHOS, PAGOS, LOGOS adlı üçlemeden gelmektedir.

Ethos; Herhangi bir çıkar amacı gütmeyen iyi niyet olarak tanımlanmaktadır. Kişinin karakter yapısı ve ahlakına işaret etmektedir. İknacının kişiliği, saygınlığı, itibarı, karizması, ne kadar güven verdiği ile ilgilidir. İnsanların itibarlı, iyi karakter sahibi, güvenilir, tutarlı ve dürüst bir kişinin görüşlerini kabul etme olasılığı her zaman daha yüksektir. Bu yüzden bu özelliklerimizi geliştirmeli ve karşımızdakine yansıtmalıyız.

Pathos; Karşımızdaki insanın düşüncelerini anlayabilme, duygularını hissedebilme ve deneyimleyebilmedir. Karşımızdaki kişiyi can kulağı ile dinlemeli, açık uçlu sorular sormalı, hızlıca ve kesin bir yargıya varmamalı, sık yorum yapmaktan kaçınmalıyız. Günümüzde empati kurma olarak da ifade edilen bu yetenek geliştirilebilir. İyi bir empati kurabilmemizin önünde iki engel bulunmaktadır. İlk olarak ben-merkezci (ego-santrik) olmamalıyız. Ego santrizm sağlıklı bir empati kurmamızı engeller. İkincisi ise, çevremizdeki insanlara yeterli ve doğru iletişimde bulunabilecek yapı ve durumda olmamızdır. Örneğin, yoğun bir kaygı altında iken stresimizi kontrol atına alıp yönetemezsek duygularımızı başkalarının duyguları üzerine yoğunlaştıramayız.

Aristoteles’in Pathos kuramı, günümüz nöro-marketing akımının üzerine inşa edildiği temellerden biri sayılmaktadır.

Logos; Kavramsal kökenleri ‘’tesir etme ve dönüştürme gücü olan söz’’ olarak kabul edilen bu tanım günümüzde daha çok mantık olarak ifade edilmektedir. Güzel üslubumuzla karşımızdaki insanın beğenisini kazanarak, akılcı iletişim stratejileri ile etki altına alırız. Tüm soruları var olan farklılıkları da ortaya koyarak akılcı bir şekilde açıklarız.

Kişilik, duygu ve akıl üzerine inşa edilen Aristoteles’in ikna stratejisi günümüzdeki bir çok tekniğin temel yapı taşlarıdır.

Ersin Yazıcı

Müzakerenin 3 aşaması

Birçok kişi müzakereyi, karşılıklı oturup birbirlerine tekliflerini sunmak diye düşünür. Gerçekte bu, müzakerenin son aşamasıdır. Müzakerenin üç aşaması; Plan, Yapı ve Tartışma’dır. David Lax ve James Sebenius’un 3-D Negotiation isimli kitapta belirttikleri üzere, bu aşamaların her biri kritik derecede önemlidir.

PLAN…

Her müzakerenin ilk aşaması Plan’dır. Bu, müzakerenin tüm taraflar için tatmin edici bir sonuç vermesi için gerekenlerin sırasıyla hazırlanmasıdır.

*Müzakerede kimler bulunacak ve bu insanlar sizinle bir anlaşma yapmaya hevesliler mi?

*Müzakeredeki karşı tarafın başrol oyuncusu kimdir? Bu kişi ve diğerleri sizin kim olduğunuzu biliyor mu? Sizi ne kadar iyi tanıyorlar? Onlara nasıl yardımcı olacağınızı biliyorlar mı? Siz onları ne kadar iyi tanıyorsunuz?

*Siz ne sunuyor, ne teklif ediyorsunuz? Sunduğunuz şeyin karşı tarafa faydası veya faydaları nelerdir?

*Müzakere ortamı nasıl olacak? Teklifinizi karşı tarafa nasıl sunacaksınız?

*Anlaşma ile ilgili çevresel faktörler nelerdir? Örneğin; yakın dönemde yaşanan gelişmeler bu anlaşmanın önemini arttırdı mı? Yoksa azalttı mı?

YAPI…

Müzakerenin ikinci aşaması Yapı’dır. Yani, teklifin koşulları. Bu aşamada teklifinizi aşağıdaki hususlara dikkat ederek hazırlamalısınız.

*Tam olarak ne teklif edeceksiniz, ve teklifinizi karşı tarafa nasıl Çerçeveleyeceksiniz?

*Teklifinizin karşı tarafa sağlayacağı temel faydalar nelerdir?

*Karşı tarafın Sonraki En İyi Alternatifi nedir? Ve sizin teklifinizin daha iyi tarafları nelerdir?

*Karşı tarafın itirazları ve Satın Alma Bariyerleri ile nasıl başa çıkacaksınız?

*Anlaşmaya varmak için vermeye hazır olduğunuz tavizler, ödünleşimler var mı? Nelerdir?

Teklifinizi oluştururken amacınızın Ortak Zeminde buluşmak olduğunu unutmayın. İki tarafın da kabul etmekten mutlu olacağı bir anlaşmaya varmak istiyorsanız teklifinizin Yapısını önceden düşünerek, karşı tarafın isteyeceğine inandığınız, sizin de kabul edebileceğiniz koşullar dahilinde, birkaç farklı alternatif hazırlayabilirsiniz.

TARTIŞMA…

Müzakerenin üçüncü aşaması ise Tartışma’dır. Teklifi fiili olarak karşı tarafa sunmak ve onlarla konuşmaktır. Planınız ne olursa olsun, burası teklifinizi sunduğunuz, tartıştığınız veya karşı tarafın anlamadığı bir konuyu açıklığa kavuşturduğunuz, itirazları yanıtladığınız, satışın önündeki bariyerleri kaldırdığınız ve satış talebinde bulunduğunuz noktadır.

Tartışma sonunda üç sonuca ulaşılabilirsiniz; 1)Evet bu koşullarda anlaşma yapabiliriz. 2)’’Henüz bir anlaşmaya varamadık. İşte size karşı bir teklif veya düşünülecek başka bir seçenek daha sunuyoruz’’3)’’Hayır, anlaşamıyoruz. Ortak Zemin’de buluşamadığımız çok açık. Dolayısı ile görüşmeleri askıya alıyoruz’’

Eğer Müzakerenin Üç Aşamasını (Plan, Yapı, Tartışma) önceden hazırlarsanız, büyük bir ihtimal ile her iki tarafın da fayda sağlayacağı koşullar üzerinde anlaşmaya varırsınız.

Ersin Yazıcı